Dolar 3,6400
Euro 3,9015
BİST 92,423
Altın 1,284,1
K. KESKiNBORA
K. KESKiNBORA

Artuklularda Bilim ve Sağlık – 2

Eklenme Tarihi : 04 Temmuz 2013, 18:02

MEDRESE VE HASTANE MİMARİSİNDE ARTUKLU ETKİSİ

 

Orta ve Doğu Anadolu’da hakimiyet kurmuş olan Saltuklu, Mengücekli, Danişmendli ve Artuklu Beylikleri, bazı küçük farklılıklar göstermelerine rağmen, mimari yapı elemanları ve dekorasyon örnekleri Selçuklu üslubunu hazırlamıştır. Selçuklu şehirleri için camii, hayatın odak noktası olup, devrin mimari özellikleri bu yapılarda önemli örnekler vermektedir(8).

 

Suriye bölgesinde ilk medrese girişimlerinin Artuklular eliyle başlatıldığını, ama kuruluşlarının Zengiler döneminde mümkün olduğunu tarihi belgelerden öğrenmek mümkündür. Şaşırtıcı olan, bu dönemin en erken tarihli medresesi Bosra’daki Gümüştekin Medresesinin avlusunun üzeri kapalı bir yapı olmasıdır. 1136 tarihli bu tek örnekten sonra, Anadolu’da Danişmentliler’in Tokat ve Niksar-Yağıbasan Medreseleri de avlusunun üzeri kubbe ile örtülü biçimleriyle ev konak şemalarına çok yakın özelliklere sahiptir. Oysa, Zengi döneminin ünlü medrese ve maristanları (hastaneleri) hep açık avlulu esasla ele alınmıştır(8).

 

14. yüzyılda diğer bir gelişme de tek avlu düzenini aşan medrese tasarımlarının Mardin İsa Bey ve Kasımiye medreselerinde son şeklini alması olacaktır. 12. Yüzyıl sonunda Artuklular’ın Diyarbakır Mesudiye Medresesinde başlayan bu gelişme, 14. Yüzyıl sonlarında kesin şekline kavuşacaktır(8).

 

Artuklu medreselerinde başlayan bu arayış, Mısır’da Memlük külliyelerinin ana karakteri haline gelmiştir. Öyle ki Baybars Camii gibi az sayıda örnek dışında, Mısır’da ki Memlük külliyelerinde hep medrese esasına dayalı olarak yapılmışlardır(8).

 

Anadolu’ya baktığımız zaman, kervansaray yapımına Artuklular’ın da köprülerle birlikte önem verdiklerini bilmekteyiz. Ancak, günümüze ulaşan örneklerin daha çok Türkiye Selçukluları döneminden olduğunu görüyoruz(8).

 

ARTUKLU SANATININ BATIDAKİ İZLERİ

 

Artuklu dönemi Mardin’indeki imar faaliyetlerinde, geleneksel kent mekanını biçimlendiren ve gönencin bir göstergesi olan prestijli yapıların ve yapı komplekslerinin esas olarak yeni yorumlara dönük bir tutumla tasarlandığı göze çarpmakta; bu tasarım tarzının Anadolu’da ki örneklerinden farklı olmakla birlikte, onlara zaman zaman esin verecek bir özgünlükte olduğu görülmektedir(2,9).  Daha sonra Anadolu’da, Selçuklu ve beylikler dönemi ile erken Osmanlı devrinde ortaya çıkacak hamam ve külliye türünden yapıların ilk örnekleri ve bazı cami ve medreselerin temel plan şemaları, gelişerek başka boyutlara ulaşmış olmak kaydıyla, Mardin’de Artuklu dönemi mimarlığında yoğun biçimde sergilenmektedir(2,9).

 

Artuklular güney mimari ve mimari süsleme etkilerinin Anadolu’ya taşınmasından dolaylı roller de oynamışlardır. Büyük Selçuklu cami mimarisi ve Zengilerle olan yakın ilişkilerin etkisiyle, kuvvetli bir yaratma heyecanı ile ele alınan Artuklu camileri, Anadolu Türk mimarisinin yeni üslubunun anıtsal öncüleridir. Revaklı avlu, içten ve dıştan yapıya egemen mihrap önü kubbesi, iç avlu, avlu köşelerinde çifte minare, zengin taş işçiliği, örtülerle tuğla kullanımı gibi özellikler, XII. yüzyıl içinde bu yapılarda gerçekleştirilip, 13. ve 14. yüzyıllarda değişik ölçülerde devam ettirilmiştir(9).


Anadolu’da başlıca iki tipte gelişecek olan medreselerin açık avlulu örneklerinin erken tarihleri de Artukluların yapılarıdır. Aydınoğulları’ndan Mehmed Bey’in Birgi Ulu Camii, Selçuklu geleneğini devam ettiriyor. Buna karşılık İsa Bey’in 1374’de Selçuk (Efes)’ta yaptırdığı İsa Bey Camii çok önemli bir yapıdır. Planı Şam Emeviye camiinden gelen Diyarbakır Ulu Camii ile bazı Artuklu denemelerine dayanıyor(9).

 

Şamlı mimar ve Zengi bölgesi özelliği olan iki renkli taş geçmeler ile Sinop Ulu (Ala ed-Din) Camisinin plan özelliklerinde bu bakımdan çeşitli ilişkiler bulmak mümkündür. 13. yüzyılın başlarında ilk şekliyle Alaeddin Keykubat döneminde ele alınmış olması ihtimali bulunan Sinop Ulu Camii de 1267’de Süleyman Pervane’nin onarımına sahne olmuştur. Güneydoğu Anadolu’dan Artuklu camileri ile yakın ilişkiler gören bu yapıda, mihrap önünde, yan yana üç kubbe enine gelişen mekanda dikkati  çekmektedir(9).

 

Artuklular devrinde doğu ve Güneydoğu Anadolu’da su yapıları olarak çok ilginç köprüler yapılmıştır. Dicle üzerinde devrinin şaheseri dört gözlü Hasankeyf Köprüsünün orta gözünün açıklığı 40 m’dir. Bu köprü 1116 yılında Artuklu Meliki Timurtaş tarafından 1148 yılında Batman suyu üzerinde yaptırılan tek gözlü 38,60 m. açıklığında Malabadi köprüsü de çok önemli bir mühendislik yapısıdır.

 

Avrupa’da bu açıklıktaki köprüler ancak 300 yıl sonra yapılabilmiştir. Böyle önemli köprüleri yapan Artukluların su tutmak için bentler ve bağlamalar yapmamış olması ihtimal dahilinde değildir. Ancak, bu su tesisleri zamanla harap olmuş veya Moğol istilasında yıkılmıştır(9).               

           

Türk hükümdarı Zengiler zamanında, Şam’daki Emevi Camii’nin kapısında, Horasanlı Rıdvan El Saati tarafından yapılan su ile işleyen, hurçlara ait çok bilgiler veren ve çeşitli hareketleri sağlayan saat, devrinin su ve makine mühendisliği bakımından diğer önemli bir eserde el-Cezeri tarafından 1206 yılında Diyarbakır’da yapılmıştır. Cezeri 1174’ten 1206 yılına kadar Artukluların başmühendisi olarak çalışmış, su ile işleyen 50 adet tertip yaptırmıştır(9). 

                                                                                                                                              

SERAMİK SANATI

 

Selçuklu devri Yakın Doğu ve Mısır bölgesi İslam sanatında seramik yapımının bol ve çeşitli olması nedeniyle şaşırtıcıdır. Çeşitli müzelere dağılmış buluntuların yanı sıra son yıllarda arkeolojik kazılarda Orta Çağ tabakalarının değerlendirilmesi sonucu oldukça bol Selçuklu seramiği bulunmuştur. Yayınlarda değerlendirilen Kubadabat, Alana Kale İçi, Kalehisar (Alacahöyük), Ahlat, Eski Kahta, Harran, Adıyaman (Samsat), Diyarbakır, Elazığ (Korucutepe) seramikleri dışında Keban ve Atatürk Barajı alanları kurtarma kazılarında da henüz yayınlarda sistemli şekilde tanıtılmamış olan Selçuklu Çağı seramikleri bulunmuştur.

                                                                                                                          

DOĞU ANADOLU BEYLİKLERİNE AİT MİMARİ ESERLER

 

Selçuklu Dönemini anlatan ansiklopedilerde Doğu Anadolu Beyliklerindeki mimari eserler listelerinde hemen hemen yarısının Artuklulara ait olması dikkat çekicidir:

 

Camiler (8):   

 

Divriği Kale Camii (1180-81, Mengücüklü)

Divriği Ulu Camii (1228-29, Mengücüklü)

Erzurum İç Kale Mescidi ( XII.yy. sonu, Saltuklu)

Erzurum Ulu Camii (XII.yy. Saltuklu)

Harput Ulu Camii (1156-57, Artuklu)

Kayseri Kölük Camii (XI.yy. ortası, Danişmendli)

Kızıltepe Ulu Camii (1204, Artuklu)

Mardin Bab es-Sur Camii (XIV.yy. sonu, Artuklu)

Mardin Latifiye Camii (XIII.yy. sonu, Artuklu)

Mardin Ulu Camii (XII.yy. sonu, Artuklu)

Niksar Ulu Camii (1145, Danişmendli)

Silvan Ulu Camii (1152-53-1157, Artuklu)

Sivas Ulu Cami (1197-1213, Danişmendli)

 

Medreseler (8):

 

Diyarbakır Mesudiye Medresesi (1198-1223, Artuklu)

Diyarbakır Zinciriye Medresesi (1198, Artuklu)

Mardin Emineddin Maristanı ve Külliyesi (XII.yy., Artuklu)

Mardin Sultan İsa Medresesi (XIV.yy. sonu, Artuklu)

Mardin Şehidiye Medresesi (XIII. yy, Artuklu)


MARDİN’DE GÜNÜMÜZE ULAŞABİLEN BAZI ARTUKLU YAPILARI:

 

ULU CAMİİ (Cami-i kebir): Çarşı içinde yer alan cami Mardin’deki en eski camidir. Kentin doğu-batı aksını oluşturan caddenin güneyinde yer alan düzgün kesme taş ile inşa edilmiş dikdörtgen bir yapıdır. Minaresi Artuklu hükümdarı Kudbeddin İl Gazi döneminde 1186’da inşa edilmiştir.

 

KIZILTEPE ULU CAMİİ: Kızıltepe’nin kuzeybatısında yer alan cami Artuklu Nasrettin döneminde 1204’de tamamlanmıştır. Yapı kesme taş ve tuğladan inşa edilmiştir.

 

LATİFİYE CAMİİ: Kent merkezinde, Cumhuriyet alanının güneyinde yer almaktadır. Artukoğulları dönminde Melik Abdüllatif tarafından 1371’de yapılmıştır.

 

ZİNCİRİYE MEDRESESİ (Sultan İsa Medresesi): Medrese mahallesinde yer alan ve Artukoğulları Melik Sultan Tahir İsa tarafından 1385’de kesme taş ile inşa edilen yapı dikdörtgen planlı olup, yaygın kütleli, cami, medrese ve türbeden oluşmaktadır. Kare planlı bir avlu çevresindeki mekanlardan oluşan iki katlı yapı zengin taş işçiliğine sahiptir.

 

KASIMİYE MEDRESESİ (Kasım Paşa-Kasım Padişah): Kentin güneybatısında tepenin altındadır. Ovaya açık bir cephesi vardır. Mardin yapılarının en büyüklerindendir. Yapımına Artuklular döneminde başlanan yapı, Akkoyunlular döneminde (1469-1503) Cihangiroğlu Kasım Padişah tarafından bitirilmiştir(2,5,10).

 

DİYARBAKIR’DA GÜNÜMÜZE ULAŞABİLEN BAZI ARTUKLU YAPILARI:

 

Diyarbakır’da, Anadolu’nun ayakta duran, en eski yapılarından biri olan Ulu Caminin kökleri ve ilk yapım tarihleri Melikşah’a gitmekle beraber genel biçimini alışı daha çok Artukoğulları beyliğinin hüküm sürdüğü yıllarda olmuştur(9).

 

Diyarbakır’da Artukoğullarının yapı zenginliğini gösteren iki önemli eser daha vardır. Bunlar aynı zamanda Anadolu’da yapılmış en erken tarihli iki açık medresedir: birincisi 1198 tarihli Zinciriye, ikincisi 1198-1223 tarihli Mesudiye medreseleridir. Bu yapılar, orta avlu etrafına yerleştirilmiş eyvanlardan ve medrese odalarından meydana gelir. Zinciriye tek katlı, Mesudiye iki katlı olarak düşünülmüştür. Çağın en önemli kültür merkezleri olarak beliren bu yapılar, Gazneliler ve Büyük Selçuklular devrinin ortaya koyduğu, dört eyvanlı medrese geleneğinin Anadolu’ya iletilmesinin ilk örnekleridir. Bu geleneklere Güneydoğu Anadolu’nun zengin taş işçiliği de eklenmiş, yapılar bir kat daha zenginleştirilmiştir(8,9,10).

    

Diyarbakır’da bir de Artukoğulları devrinden kalma saray vardır. İç kalesinde yapılan kazılar sonunda meydana çıkarılan bu saray, zengin bezemelerle süslenmiştir. Planı dört eyvanlı bir şekil gösterir ve böylece medrese mimarisiyle aynı şemayı tekrarlar. Kazının ortaya koyduğu önemli bir nokta da bezemeleri içinde cam mozaiklere rastlanmasıdır. Süslü bir havuzun zemininde kullanılan bu cam mozaikler, Türk bezeme sanatında ilk defa burada görülür. Çift başlı kartal armaları taşıyan çiniler Diyarbakır surlarında görülen kabartmalarla aynı devir özelliklerini taşır. 1206 yıllarında yapıldığı anlaşılan bu saray, Türk plastik sanatının sayılı güzel örnekleriyle süslüdür(7,9)

 

Diyarbakır Eğil yolunda 1218 yılından Devegeçidi Suyu köprüsü ise, çok gözlü ve kitabeleriyle dikkat çeken bir köprüdür. Kartal ve aslan kabartmaları ve kitabe şeritleriyle Diyarbakır surlarının Ulu (Evli) Beden ve Yedi Kardeş burçları askeri mimari alanında ilginç örneklerdir. Artuklu yapılarında pek çok usta ve mimar adına rastlanması, bu arada Diyarbakır kolundan Melik Salih Mahmud’un  (1200-1222) “tersim” (çizim) inden söz eden burçlardaki kitabe, Artuklu mimarisinin bölgede kurduğu kuvvetli mimari geleneğe ışık tutmaktadır(7).

 

HASANKEYF’TEKİ YAPILAR:

 

Vekayiname’de verilen bilgi doğru ise, Eyyubiler Hasankeyf’e yerleştikten sonra Artuklulara ait eserleri ya yıkmışlar ya da kendilerine mal etmişlerdir. Moğolların 700/1301 yıllarındaki Hasankeyf’teki tahribatı da düşünülürse Hasankeyf Artuklularının nasıl bir tahlisizliğe uğradıkları anlaşılır (Hısn Keyfa Vekayinamesi varak 40a)(11). 


Artuklular, Hasankeyf’te inşa ve imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Fahreddin Karaaslan, Dicle üzerinde yüksek ve güzel bir köprü, şehrin altında varoş (rabaz) da çarşılar, hanlar, hamamlar, taştan ve kireçten güzel evler inşa etti. Siirt ile Erzen arasında başka köprüler yaptırdı. 1166 da sel ve zelzele yüzünden yıkılan Hasankeyf köprüsünün ayakları yine Karaaslan tarafından tamir edildi(11).

 

Karaaslan aynı yıl Harput’taki Ulu Camii de yaptırdı. Camideki kitabe bunu göstermektedir. Aynı hükümdar Babul’l-Kasr (Köşk kapısı) üzerinde yılan burcu (burc mer’et) da inşa ettirdi. Karaaslan Amid’i de almak niyetinde olduğu için o tarafa da köprü yaptırmıştır(2). Yine Hasankef’te ilk para bastıran Karaaslan olmuştur(11,12).

Artuklular, Hasankeyf ve Amid’de darphaneler kurup para basmışlardır. Artuk ilinde imal ve ihraç edilen mallar, Dicle nehrinde işleyen vasıtalarla Musul ve Bağdat’a naklediliyordu. Seyahatnamelerden Artuk ilinin çok ileri bir refah seviyesinde olduğu anlaşılıyor(12).

 

Hasankeyf ve Amid Artuklularında ilmi faaliyetlerin de ileri bir seviyede olduklarını görüyoruz. Her iki şehirde ilim merkezleri olan medreseler kurulmuş ve buralarda bir çok ilim adamı yetişmiştir. Bu medreselerde İslami ilimler yanında tıp, riyaziye ve felsefe derslerinin de okutulduğuna dair bazı bilgilere sahibiz. Ayrıca bu civarda yetişen bir çok alim buna işaret eder(3,11).

 

Hasankeyf Artuklu hükümdarları adına yazılan eserler, onların ilme verdiği değerlerin bir ifadesi olsa gerek. Bu eserlerden tespit edebildiklerimiz şunlardır:

 

Karaaslan adına, Ebu Ali b. Ebu’l-Hasan el-Sufi, Ercuza fi Suvar El-Kevakip es-Sabit adlı eser; Melik Mes’ud adına, Zeyneddin Abdurrahim el-Cavbari, el-Muhtar fi Keşfi’l-Esrar adlı eser(3,7), ayrıca Riyaziye ve mühendislik dalındaki ilerlemelere güzel bir örnek teşkil eden Melik Muhammed namına Cezeri tarafından Kitab fi Ma’rifet el-Hiyel ve’l-Hedese adlı eseri, Artukluların bölgede kurdukları ilim medeniyeti hakkında ip uçları vermektedir(2,3). 

        

Moğolların 13. yüzyılın sonlarında Diyarbakır bölgesinde yaptığı tahribattan, Hasankeyf fazlasıyla nasibini aldı. Melik Salih, saltanata geçer geçmez şehri imar etmeye başladı. Kaleyi iskan ederek onu sağlamlaştırdı ve yıkılan yerleri tamir etti. Ondan sonra gelen Muciruddin Muhammed (1326-1335) de, şehri imar etmeye devam etti. Bir sene sonra da kaledeki Ulu Camii yaptırdı. Aynı sene Dicle’ye nazır saraylar, evler yaptırdı. Yaptığı en önemli işlerden biri  Artukoğullarından sonra kaleye ikinci defa suyu çıkartması oldu(Vekayiname, v. 69a).  Böylece Hasankeyf kısa sürede mamur hale geldi(11).

 

Şehabeddin Gazi (1342-1366), şehri canlandırmaya devam etti. Büyük Şafii alimi Şeyh Nizameddin el Acemi’nin Hasankeyf’e gelmesi üzerine bir medrese yaptırdı. Bu sultanın yaptığı en büyük imar faaliyetlerinden birisi de 1349 yılında köprüyü tamir etmesidir (Aynı eser, v. 79a). Ayıca bu dönemde daha bir çok medresenin de olduğu belirtilmektedir(11).


Bu haber 3225 defa okunmuştur.

  • Facebook
  • Twitter
  • Google
  • Delicious
  • FriendFeed
  • StubmleUpon
  • Digg
  • Netvibes
::: MANŞET HABERLER :::
Yukarı Geri Mardin Haberleri Burada haberler

Video Galeri

Tüm videolar