Dolar 6,0478
Euro 7,0058
BİST 90,185
Altın 1,190,9

Bir Kanser, Bir Dost!

Bir Kanser, Bir Dost!
Eklenme Tarihi : 26 Ağustos 2018, 13:27
Gaziantep Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Uz. Dr. Hasan Sultanoğlu, Mardin'de vefat eden yakın dostu genç mühendis Ramazan Sevinç’i kaleme aldı.

Uz. Dr. Hasan Sultanoğlu’nun merhum Ramazan Sevinç’e ithafen yazdığı yazısı şöyle:


Kaybedilmiş bir dostun arkasından yazmak çok zormuş, bu yazımı kaleme almaya karar verince kelimelerin yetersiz olduğunu, cümlelerin yazarken hisleri yansıtmadığını, boğazımda tarif edemediğim bir şeyin düğümlendiği o an anladım. Sevdiğiniz insanın ölüm haberini aldığınızda, ki ölüme adım adım yaklaştığını bilmenize rağmen, öldü kelimesini onunla yan yana konduramıyorsunuz. İşte bu duygularla kaleme aldığım bu yazı bir kanserin anatomisini, yakın bir dostu kaybetmenin hüznünü anlatıyor.


Kanser Latince (canser) ve Arapçada (saratan) yengeç demektir. Eski medeniyetlerde yengece benzetilmesinin nedeni ise avını yakaladığında yavaş yavaş kemirmesi ve sonunda öldürmesidir. Normal olarak vücudun ihtiyacına göre hücreler oluşur, büyür, bölünür ve gerekli olan yeni hücreleri meydana getirirler. Yaşlandıklarında ise ölürler ve yerlerine yenileri gelir. Kanser normal hücrenin yerine geçerek kontrolsüz çoğalmaya başlaması ile oluşur. Kanser hücreleri büyümeye ve yeni hücreler oluşturmaya devam eder, normal hücrelere yer bırakmazlar. Bu durum kanserin başladığı vücut bölümünde problemlere yol açar. Tıpkı dostum Ramazan Sevinç’in yaşadıkları gibi…


20 yıl önce tanıdım onu. Temiz yürekli ve cana yakındı. En önemli özelliği herkese ulaşmak istemesiydi. Ulaştığı herkesin yüreğine dokunur ve dokunduklarında iz bırakırdı. Hayata 1-0 yenik başlayanlardandı ama o bunu hiç dert etmezdi. Hatta sürekli daha iyi olmayı hedefleyip kaybettiklerinin bir kayıp olmadığını, sonraki süreç için kazanç olacağını düşünenlerdendi.  Lise yıllarında her gün okuldan çıktıktan sonra yeniyol caddesinden eve doğru 3 km yol yürürdük. O yol boyunca hayallerimizi, düşüncelerimizi, sırlarımızı paylaşırdık. Kimi zaman şiir okur, kimi zaman şarkı söylerdi, şiiri çok severdi. İlk okuduğu şiir dün gibi aklımda… Orhan Veli’nin Anlatamıyorum şiiri ile “Ağlasam sesimi duyar mısınız?” diye başlar, sonunu tutuşur dizelerim şarkısının “Kirli gömleğimi koklarmış annem, Koklasın türkümü sıcak bir ekmek gibi” sözüyle bitirirdi. Sanki o yol evin yolu değil de, geleceğimizin yoluydu. Yıllar sonra hayal ettiklerimiz gerçeğe dönüşmüştü. Üniversitede ayrıldık, ikimiz farklı şehirlerde okuduk ama sanki aynı yerdeymişiz gibi sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi paylaştık.


***


Kansere yakalandığında uzun, zorlu ve yıpratıcı bir süreç başlamıştı. Uzun olmasının nedeni ise bu süreçte bir saatin bir ömre denk gelmesiydi. Dostum Ramazan 5 yıl önce kolon kanseri tanısı almıştı, daha 29 yaşındaydı. Bana ilk anlattığında inanmak istememiştim, evre 4 düzeyindeydi. İlk söylediği “dostum bunu da atlatacağım.” cümlesiydi. Doktor olmanın dezavantajlarından bir tanesini o anda görmüştüm. Çünkü hastalığın seyrini biliyordum; bir dizi operasyon geçireceğini buna rağmen 5 yıllık sağ kalım yüzdesinin düşük olduğunu, tedavinin sürecinin sıkıntılı olduğunu, komplikasyonları biliyordum ama bu kadar umut dolu, kendine inanmış birine ilk baştan kötü senaryoyu nasıl anlatacağımı, bunları nasıl izah edeceğimi bilemiyordum. Ve zorlu dönem Ramazan için başlamıştı. Tekrarlayan ameliyatlar, kemoterapi vücudunu yıpratmıştı ama ruhu çok dinçti.  Karaciğerin bir bölümü ve lenf nodları alınmıştı. Tedavi sonrası yapılan sintigrafilerde farklı yerlerde tutulumlar olmasına rağmen vazgeçmedi. Kendini çok iyi hissettiğini söyleyip tedavisini tamamladıktan sonra normal hayatını idame etti, 2 yılın sonunda şikayetleri olmasına rağmen kontrole gitmedi, şikayetleri artınca mecburen hastaneye başvurdu. Tekrar karaciğere metastaz olduğunu duyunca üzüldü, aynı tedavi sürecini tekrar etti ama bu sefer duygusal manada zayıfladı, tedaviyi yarıda kesip, hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya başladı, ta ki 1 yıl öncesine kadar. Kan değerleri alt üst olmuştu, sarılık değerleri artmıştı, vücudu artık zayıf düşmüştü, yapılan tetkiklerde vücudun büyük bir kısmında metastazları vardı. Bu sefer işin ciddi olduğunu kavrayınca tekrar tedavi sürecine girdi, her söyleneni eksiksiz uyguladı ama komplikasyonlardan kurtulamadı. Duygusal manada çöktü, istemediği olaylar yaşadı ve hastalığa teslim olup kendini ölüme bıraktı. Annesinin ona “ evladım canının çektiği bir şey varsa yapayım” dediği son günlerde Ramazan “anne canım ölümü istiyor artık” dedi. 


17 Ağustos gecesi telefonum çaldı, içimden bir şeyler koptu, telefonu açtım. Telefonun ardındaki ses “Ramazan öldü” deyince boğazım düğümlendi, gözümden yaşlar aktı. Böyle bir sonun olacağını bilmeme rağmen güzel dostuma ölümü yakıştıramadım, beni benden aldı. Okul çıkışı birlikte yürüdüğümüz yolda buldum kendimi ama yalnızdım, okuduğun şiirdeki gibi gittiğin yerde ağlasam sesimi duyacak mıydın? Dokunabilecek miydin gözyaşlarıma? Söylediğin şarkıdaki gibi kirli gömleğini koklayacak mıydı annen?  


***


Cenaze töreninde senin ne kadar iyi biri olduğunu, her zamanki gibi birleştirici özelliğini bir daha gördüm. O kadar tezat insanları ancak senin gibi biri bir araya getirebilirdi. Tabutuna dokunduğumda bütün vücudum titredi dayanamadım, üstüne toprak attığımda seninle beraber dostluğumuzu, hayallerimizi, sırlarımızı gömdüm.  Sen çok iyi bir dosttun, çok iyi kardeş, çok iyi bir evlat ve çok iyi bir babaydın. Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun güzel dostum..

Bu haber 5422 defa okunmuştur.

  • Facebook
  • Twitter
  • Google
  • Delicious
  • FriendFeed
  • StubmleUpon
  • Digg
  • Netvibes
Mardin Bölge Haberleri
::: MANŞET HABERLER :::
Yukarı Geri Mardin Haberleri Burada   haberler  

Video Galeri

Tüm videolar