Dolar 3,8866
Euro 4,5863
BİST 107,71
Altın 1,278,2

Mardin Sualtını Halıya Dökecek

Mardin Sualtını Halıya Dökecek
Eklenme Tarihi : 24 Eylül 2012, 18:11
Sualtı fotoğrafları, Mardinli çocukların boyalarında kağıda, kadınların ellerinde halıya dökülen Ayşegül Dinçkök, bu eserleri 'ürüne' dönüştürüp yaratıcıları adına görücüye çıkaracak.

Endonezya’nın Sulawesi adasında çektiği sualtı fotoğraflarından oluşan Derin Tutku sergisinin İstanbul’daki geliriyle Ege’deki kadın balıkçıları destekleyen Ayşegül Dinçkök, bu kez Doğu’daki kadın ve çocuklara ‘dokunmayı’ amaçlıyor. Dinçkök, kadınların deniz canlılarını dokuduğu halılardan bir ekonomi yaratma peşinde. Ayşegül Dinçkök’le Mardin sokaklarını dolaşıp sohbet ederken, açılışa davetli konuklardan, Fransa’nın en iyi fotoğraf sanatçıları arasında yer alan Thierry Bouet de bizi kırmayıp fotoğraflarımızı çekti.

 

“Oryantalistleri seviyor”

 

Özel bir koleksiyonunuz var mı? Daha çok neler alıyorsunuz?


Oryantalist ressamları seviyorum. Daha çok da saraydaki kadın portreleri. Gözümün beğendiği çağdaş sanatçıların eserlerini topluyorum. Kutluğ Ataman, EKAVART Galeri’de keşfettiğim genç sanatçılardan Ardan Özmenoğlu, Fatma Tülin Öztürk, Hüseyin Çağlayan, Sevinç Seymen ve Murat Morova’yı severim. Zamanında topladığım ama şimdi kendi içinde değer bulanlar var. Mesela, Fikret Mualla’nın yurtdışından; suluboya toplam 60 eserini aldık. Bodrum’da yatak odamızda duruyor.


Torununuz Ela’ya ilk hediyeniz ne oldu?


Sanat eseri değil! Can dostum EKAV Vakfı Başkanı İnci Aksoy bebek hediyesi olarak Ela’ya tablo hediye etti. İnci’nin aldığı eserle, Ela’nın koleksiyonerliği bilmeden başlamış oldu.

Mardin serginize katılan çocukların yaptığı resimler ne olacak?


Bu sergiyle amacım çocuklara ve kadınlara dokunabilmekti. Çocuklar fotoğraflarda gördükleri sualtı canlılarını gönüllerince resmettiler. İnanılmaz çizimler yapmışlar. Psikolog Şeyma Doğramacı bu resimleri değerlendirecek. Çocukların resimleriyle bir sergi açacağız. Sergi Kars, Diyarbakır ve Gaziantep’te de açılacak. Sergiyi ziyaret eden çocuklar arasında bir ‘Resim Yarışması’ düzenleyeceğiz. Yarışmanın başarılı öğrencileri ödüllerini almak üzere İstanbul’a gelecekler.


Amacınız kadınlara ve çocuklara dokunmak olduğuna göre serginizin bundan sonraki etapları sosyal sorumlulukla birlikte mi yürüyecek?


Belki çocukların çizimlerini bir firma ile paylaşırız, mesela şişelerde, etiketlerde kullanılabilir. Bazı fotoğrafların halısını dokutuyoruz Mardin ÇATOM’daki kadınlara şimdi. Buradan başka ekonomiler çıkacak gibime geliyor. Eve gittiğimde Ömer’le paylaşacağım bu konuyu. Dinarsu’yu 2005’te sattık biliyorsunuz. Bize uzak olan bir konu değil. Ömer’e de sordum iplikleri dokuturken, ipekler ayrı, yünler ayrı ayrı elde boyandı hepsi. Belki o halılarla resimleri bizim kendi grubumuzda bir şeyde kullanırız. Mardin’deki kızları gördünüz yaptıkları halılar sanat eseri gibi. Belki bir halı firması sahip çıkar deniz canlılarının dokunduğu halılara. Ve o kadınlara bir ekonomi yaratırız. Bu halılar beğenilirse elimizde çok fazla denizaltı fotoğrafı var. Bu fotoğrafları Endonezya’da çektim. Mardin’deki kızlar halıya uyguladı. İstanbul’da görücüye çıkaracağım. Bu halılara sahip olmak kolay olmayacak. Bunu kurumsal bir hale getirip Mardin’le İstanbul arasında bir kapı açmak istiyorum. Belki Step Halı sahip çıkar bu projeye. Onlara götüreceğim konuyu.

 

‘Anaların gözünün feri sönüyor tabutların ayrımı olmaz...’

 

Her güne yeni bir çatışma haberiyle uyanıyoruz. Terörün bitirilmesi için bir öneriniz var mı?

Her şeyden önce süreç artık hükümetin tek başına götüreceği bir şey olmamalı. Artık partiler üstü bir üslupla ele alınmalı. Terörü oy için kullanmak yerine ortadan kaldırmak için elbirliği yapılmalı. Seçim kaygısı olmadan, çocukları düşünerek bunu yapmalıyız. Muhakkak bunun bir çözümü olmalı, muhakkak aynı masaya oturulmalı, muhakkak işbirliği yapılmalı. Doğu’da bir ailenin kaybı o ailedeki diğer çocuğun kaderi oluyor. Öfkeyle dağa çıkıyor. Terörün beslenme kaynaklarından biri de budur bana göre. İki taraf da helalleşmeli artık kayıplarıyla. Dağdaki insanlarla birebir konuşmuş yakın arkadaşlarım var basından. Onların hikayelerini anlattıklarında, kadın hikayeleri özellikle, kayıpların eşit olduğunu görüyorsunuz. Çocuğun, kaybedilen evladın, Kürdün, Türkün, Süryaninin, Ermeninin, Sünniliğin, Aleviliğin öneminin olmadığını görüyorsunuz. Kayıp kayıptır, evladın kaybı büyüktür. Ateş bir yere düşüyor, acı her yerde aynı, bir tek ağıt yakma biçimidir farklı olan. İki taraftan da anaların gözlerinin feri sönüyor. Bunun dili, dini olur mu? Tabutların ayrımı olur mu? Giden candır. Körfez savaşından fazla kaybı herhalde birkaç ay içinde verdik. Neyin ayrımını yapacaksınız.

 

‘Ömer Dinçkök’ün renkli TV’si gibiyim’

 

İş dünyası çok ciddi bir krizden geçti. Eşiniz Ömer Dinçkök’ün stresli zamanları olmuştur. Böyle zamanlarında eve geldiğinde rahatlaması için ne yapıyorsunuz?


Kendimi renkli TV gibi görüyorum. Ömer zaping yaparken değişik konular buluyorum. Mesela bir gün dalmayı anlatıyorum. Bir gün çok stresliydi. Ben de ÇABA Gala’da Hürrem rolünü canlandıracaktım. “Gel Hürrem’in provasını yapayım sana” dedim. Gülmeye başladı, adam nelerle boğuşmuş o gün benim dediğime bakın. Gözlemlediklerimi, sualtını anlatırım ona. Konuyu beğenmediği zaman zaplıyor! Bazen o kadar alakasız şeyler anlatıyorum ki onun dünyasına çünkü...


Songül HATISARU - MİLLİYET

Bu haber 1920 defa okunmuştur.

  • Facebook
  • Twitter
  • Google
  • Delicious
  • FriendFeed
  • StubmleUpon
  • Digg
  • Netvibes
Röportaj Haberleri
::: MANŞET HABERLER :::
Yukarı Geri Mardin Haberleri Burada   haberler  

Video Galeri

Tüm videolar